Meclis tarihinin en yüksek kabul temsiliyle geçen "Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun", nihai bir sonuç değil, yeni bir başlangıcın ve demokratik çözüm yolunun kapısını aralayan ilk hukuki adımdır. Savaş ve inkâr siyaseti yerine siyasal diyalog ve demokratik çözüm arayışının kurumsal zeminde ele alınması önemlidir. Bu adımın kalıcı bir barış hukukuna dönüşmesi, bundan sonra atılacak demokratikleşme adımlarına bağlıdır.
Kürt sorunu yalnızca bu yasaya indirgenemez! Kürt sorunu, demokratik yurttaşlık, eşitlik, kimlik, dil, kültürel haklar, yerel demokrasi, siyasal temsil ve özgür siyaset alanı başta olmak üzere çok boyutlu bir meseledir. Bu nedenle Çerçeve Yasa’nın kabul edilmesi yeni bir dönemin başlangıcıdır.
Şimdi yapılması gereken, demokratikleşme adımlarını geciktirmeden hayata geçirmektir. Bu bağlamda; eşit yurttaşlığı, temel hak ve özgürlükleri, demokratik siyasetin güvence altına alınmasını ve halkların kimlik, dil ve kültürel haklarının tanınmasını esas alan demokratik ve çoğulcu bir düzenin inşa edilmesi de bu sürecin ayrılmaz bir parçasıdır. Demokratik çözüm, demokratikleşme olmadan gerçekleşemez! Aynı şekilde, toplumun tüm kesimlerinin sürece güven duyması için şeffaflık, hukuki güvence, karşılıklılık ve demokratik katılım ilkeleri esas alınmalıdır.
Bu çerçevede özellikle altını çizmek istediğimiz temel mesele Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan'a Umut Hakkı'dır! Barışın inşası, muhatapların özgür iradesi ve bu iradenin pratikleşmesini sağlayacak fiziki ve siyasi koşulların varlığıyla mümkündür. Sürecin selameti açısından, evrensel hukuk ilkeleri ve uluslararası standartlar çerçevesinde Umut Hakkı'nın hayata geçirilmesi sürecin ilerlemesi açısından hayati önem taşımaktadır. Baş müzakereci konumunda bulunan Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan’ın, özgür şartlarda sürecin yürütülmesine ve barışın inşasında etkin rolünü oynayabilmesi bu barış denkleminin olmazsa olmazıdır. Sayın Abdullah Öcalan’ın rolünün önünün açılması, toplumsal barışa duyulan inancı pekiştirecek ve süreci karşılıklı güven zeminine oturtacaktır.
Kuşkusuz, bu tarihi adımın anlamını belirleyecek olan, bundan sonra atılacak adımlardır! Meclis’in ve siyasi iktidarın önünde artık daha büyük bir sorumluluk bulunmaktadır: Çerçeve Yasa’yı takip edecek kapsamlı demokratikleşme ve hukuk reformlarını vakit kaybetmeden hayata geçirmek; Kürt sorununun çözümünü yalnızca güvenlik ve infaz düzenlemeleri çerçevesinden çıkararak siyasal ve demokratik bir mesele olarak ele almak; toplumun bütün kesimlerinin katılımıyla kalıcı bir barış hukukunu tesis etmektir.
Demokratik Bölgeler Partisi olarak; Meclis Genel Kurulu’ndaki bu irade tecellisinin ardından, tüm siyasi ve toplumsal aktörleri ve de demokratik kamuoyunu, bu barış iklimini hep birlikte büyütmeye ve demokratik bir geleceği el birliğiyle inşa etmeye davet ediyoruz.
Bu temelde; Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan başta olmak üzere, sürece destek veren tüm siyasi partilere, her zorluğa rağmen barış mücadelesinden vazgeçmeyen halklarımıza ve demokratik kamuoyuna teşekkür ediyoruz.
Demokratik Bölgeler Partisi

